Klişe ne oluyor ?

Ceren

New member
Klişe Ne Oluyor? Bir Hikâyenin Arkasında

Herkese merhaba! Bugün, hayatımızın her anında karşılaştığımız, bazen farkına bile varmadığımız ama sürekli olarak kulağımıza çalınan bir kelimeye dair bir hikâye paylaşmak istiyorum: Klişe. Hani bazen bir cümle ya da bir davranış karşısında deriz ya, “Ah, bu da çok klişe!” işte tam da o an, insanların kafasında bir soru işareti belirir: Klişe ne demek oluyor?

Bazen her şey o kadar birbirine benzer hale gelir ki, içimizi ısıtması gereken bir hikâye bile duygusal bir boşluğa dönüşebilir. Ama biz bazen klişelerin ardındaki anlamı görmeden, onları sırf tekrar eden şeyler olarak yargılarız. Oysa klişeler, bazen duygusal bir bağ kurmamıza, bazen de bir toplumun kolektif hafızasına işaret eder.

Ve işte tam bu noktada, kendi hikâyemi paylaşmak istiyorum. Belki bu hikâye sizlere de bir şeyler hatırlatır, belki de klişelerin gerçek anlamını bulmamıza yardımcı olur. Hep birlikte keşfe çıkalım!

Bir Yaz Günü ve Beklenmedik Bir Buluşma

Sene 2012. Yazın en sıcak günlerinden biri. Bir çay bahçesinde, yoğun bir sohbet içinde oturan iki eski dost… Mert ve Zeynep. Mert, her zaman çözüm odaklı, stratejik düşünen bir insandı. Hayatındaki her şeyi bir sistem, bir plan olarak görüyordu. Zeynep ise daha empatik, insan odaklı ve duygusal biriydi. Mert, biraz daha "büyük resmi" görmek isterken, Zeynep her zaman küçük detaylarda gizli anlamları buluyordu.

Bir gün, Mert ve Zeynep arasında şöyle bir konuşma geçiyor:

"Zeynep, bazen bana göre çok klişe oluyor. Hani herkesin aynı şeyi söylediği, aynı şarkıların çaldığı, aynı filmlerin tekrar tekrar izlediği şeyler… Hep aynı döngüde takılıp kalıyor gibi hissediyorum. Klişe olmak, sanki bir şeyin değeri kalmıyor gibi." Mert, bu cümleyle bir noktayı ifade etmek istiyordu: Klişeler, sıkça tekrarlandıkça, duygusal bir değeri yitiriyordu.

Zeynep ise karşısındaki arkadaşına, biraz daha sakin ve derin bir bakışla, “Ama Mert, belki de klişeler hayatın doğal akışıdır. Hep aynı şeyleri duymak, bir noktada bize güven verir, konfor alanı yaratır. Hani bazen, 'Aşk acısı çekmek, bir gün geçer' klişesini duyduğunda, bir umut ışığı doğmaz mı?” diye yanıtladı.

Mert, biraz daha kafa karıştırıcı bir şekilde, “Ama bu kadar çok aynı şeyi duyduğumuzda, o cümlelerin anlamını kaybettiğini hissetmiyor musun? Mesela 'Bir gün her şey düzelecek' denildiğinde, artık hiç inanmıyorum. Artık klişe haline geldiği için bana hiçbir şey hissettirmiyor,” dedi.

Zeynep, hafifçe gülümsedi ve derin bir nefes aldı. “Evet, ama bazen aynı şeyleri duyduğunda, bir kelime, bir dokunuş, ya da bir bakış sana hiç beklemediğin bir anda başka bir anlam ifade edebilir. İşte o zaman, bir klişe aniden bir gerçeğe dönüşebilir.”

Klişe Ne Oluyor? Bir Değişim Süreci mi?

Zeynep’in sözleri Mert’in kafasında yankılandı. Klişeler, aslında sadece anlamını kaybetmiş tekrarlar değil, bir toplumsal kod, bir yaşam şekliydi. Gerçekten de klişeler, toplumsal hafızayı birleştiren, insanları bir arada tutan bağlar olabilir miydi? Zeynep, duygusal olarak klişelere sarılırken, Mert’in bakış açısı da pratikte her şeyin bir çözümü olması gerektiğiydi. Klişeler, belki de “çözüm arayışı”nın bir parçasıydı, ama bu çözüm, bir noktada hem bireylerin hem de toplumların ortak deneyimlerinden besleniyordu.

Bir gün, Zeynep, Mert’e eski bir filmi izlerken, “Bu bir klişe değil mi?” diye sormuştu. Mert, filmi izlerken aslında klişelere dair bir şeylerin farkına vardı. O eski film, her ne kadar bir klişe gibi görünsede, izledikleri her sahne Zeynep’in yüzünde bir tebessüm bırakıyordu. "Belki de klişe olan şey, bizim bu filme ne kadar alışmış olmamız, ama işte o yüzden kalbimize hitap ediyor. Bazen duygusal bir bağ, klişelerle kurulur."

Klişelerin Gücü: Değer Mi, Yoksa Sadece Tekrar mı?

Bu hikâye, bana hep bir şeyi düşündürmüştür. Klişe, her zaman olumsuz bir şey midir? Aslında klişe, sadece sıkça duyduğumuz şeylerden ibaret değil; aynı zamanda bir anlam arayışıdır. Her bir klişe, insanların birbirine söyledikleri bir mesaj olabilir. Kimi zaman yıkıcı olabilir, ama kimi zaman da insanın ruhunu iyileştirebilir. Zeynep ve Mert’in bakış açıları arasındaki fark da, aslında klişenin sadece bir cümleden ya da davranıştan çok daha derin bir şey olduğunu gösteriyor.

Klişeler, bazen yaşamın en temel yapı taşlarını anlatır; "Aşk her şeye değer," "Zamanla her şey düzelir," ya da "Her şeyin bir zamanı vardır." Belki de klişeleri sadece "söyleyenlerin" bakış açısıyla değil, onları duyduğumuz anın içindeki duygusal ruh halimizle değerlendirmeliyiz.

Peki Ya Siz? Klişelere Nasıl Yaklaşıyorsunuz?

Şimdi bir soruyla bu yazıyı sonlandırmak istiyorum: Sizce, klişeler gerçekten bir anlam taşıyor mu, yoksa zamanla anlamını yitiren sadece tekrarlar mı? Klişe bir cümle duyduğunuzda, sadece sıkıldığınız için mi tepki verirsiniz, yoksa o anın duygusal yükünü hissederek mi tepki verirsiniz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı paylaşarak hep birlikte bu hikâyeye bir anlam katabiliriz!

Hikayemin gerisinde yatan duyguyu anlamak ve bunu hep birlikte tartışmak için sabırsızlanıyorum!